04 Mart 2017 Genel Merkezde "16 Nisan Referandum" Bilgilendirme Toplantısında Yapmış Olduğu Konuşma Metni

Sayın Genel Başkanım,

Milliyetçi Hareket Partisinin Kıymetli Yöneticileri,

İstişare Toplantımıza Teşrif Eden, Memleketimin Dört Bir Yanından Gelen Tüm Asenalarımız, Hoş geldiniz…

Sayın milletvekilimiz, Mehmet PARSAK beyefendi yoğun programından zaman ayırmış ve bugün bizlerle bir arada olmuştur. Kendilerine sizlerin huzurunda teşekkürlerimi sunarım.

Bir Cumhuriyet kadını olarak; Bu toplantı vesilesi ile üzerinde yaşadığımız vatanı bizlere hediye eden Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, Aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor aziz hatıralarının önünde saygıyla eğiliyorum.

Şair; “Vefa derler bir kutsal ayna vardır/ Ben ona bütün yüreğimle baktım geliyorum” diyordu.

Bugün burada “Vefa’sını, dava insanlığını, adanmışlığını tarihin şahitliğinde bir kez daha ispat etmiş gönül dostlarını ağırlamaktan ve onlarla aynı havayı teneffüs etmekten bahtiyar olduğumu bildirmek isterim.

Birbirinin “kutsal aynası” olmuş dava arkadaşlarım;

Allah’ın izni ve Bilge Liderimizin rehberliği ile güzel günler gelecektir.

Liderimiz; şaşmaz feraseti, devlet adamlığı ve tecrübesi ile bir karar almıştır.

Bu kararın daha iyi anlaşılabilmesi ve halkımızla temasınızda; güçlü bir teşkilat olduğumuzu göstermek, liderimizin yanında yer aldığımızı dosta düşmana bildirmek ve partimizi en iyi şekilde temsil edebilmek için,

II. İstişare toplantısına ihtiyaç duyulmuştur.

Güçlü teşkilatlar “eylem ve söylemde” birliği ve bütünlüğü sağlamış teşkilatlardır. Hiç şüphe yoktur ki; Milliyetçi Hareket Partisi/Ülkücüler, Türkiye’nin en güçlü teşkilatıdır ve seçkin insanların bir araya gelerek oluşturduğu büyük bir ailedir.

Ve bugün bu ailenin yani bizlerin ülke ve milletin istikbali, vatan toprağının bütünlüğü için görev üstlenme günüdür. Gün sırt sırta verme, küslük ve kırgınlıkları unutma günüdür. Millet bizden hizmet beklemektedir. Milletin; Ülkücü evlatlarının cesaretine ve gözlerindeki umut ışığına ihtiyacı vardır.

Ne oldu Türk’ün yurdunda? Ne oldu da bunlar yaşandı? Bu sorunun cevabını Liderimizin Yenikapı ‘da tarihe düştüğü nottan anlamaya çalışalım;

“Dikkat ediniz:

Şehadet deyince,

Gazilik deyince,

Al bayrağı görünce,

İstiklal marşını duyunca,

Gözleri hasretle yaşarmayan,

Göğüsleri gururla kabarmayan,

Yürekleri coşkuyla çarpmayan,

Vicdanları titremeyenle paylaşacak ekmeğimiz olmayacaktır.

Onları iyi belleyiniz.

Onlar asla ve asla bizden değildir.

Onlar kuzu postuna bürünmüş kripto canavarlardır.

Vatan sahipsiz değildir.

Millet yetim değildir.

Devlet öksüz değildir.

İçten ve dıştan kuşatılan Türkiye; iman, sadakat ve sevda dolu milli kalplerle yükselecek, yükseldikçe başı arşa değecektir.

15 Temmuz’da yaptınız, bundan sonra da çemberi yaracak ve ülkeyi kurtaracak olan gene sizlersiniz.

Başarmaktan başka çaremiz yoktur.

Bağımsız yaşamaktan başka seçeneğimiz yoktur.”

 

Millet şaşkın memleket müşkül içinde, Bu bütün istekleri doyurulan evlatlarının ihaneti:

Biz ne yapacağız?

Vatan çağırırsa gideriz ve yine öyle yapacağız;

EY! GÜZEL VATAN…

Kahpe bir eylül sabahı mahşeri kıyımda; 9’u İdam olmak üzere binlerce şehit veren de bizdik. Vatan sadece erkeğin değil kadının da vatanıdır deyip tarihe binlerce kez not düştük.

Tomris olduk; bir demir yumruk, bir cesur yürek dimağlarda,

Altun Can Hatun gibi; çift başlı kartal olup Selçuklu biatiyle kükreyen meydanlarda,

Raziye Sultan’dık; Delhi’den erlik anlatan tüm dünyaya,

Kazvin’iz; Alper Tunga’nın her daim dirilişini anlatan satırlarda,

Oğuz yönetirdik yedi kız, kırk kişiyiz Alp kızıyız, can verir tuğ vermeyiz namert saflarına

Bacıyan-ı Rum olup anlatırız satır satır töremizi er vermek için Vatanın bağrına,

Kara Fatma’ydık biz, düşman siperlerinde ak sütümüzü verdiğimiz göğsümüzü siper ettik yurdumuza,

Ve biz en çok da;

Ayşe Çetinkaya olduk; ilmek ilmek dokurken rızkımızı bir iplik fabrikasında, bir hain kurşun saplandı narin vücudumuza,

Bilge Özsoy’duk, kulağımıza okunan ezan sesiyle anladık ne için var olduğumuzu ve şehit olduk iki yaşımızda,

Fahriye Altınok olup, teşkilatımızda başkan, yuvamızda anayız, hanımız, yavrumuzla, evdeşimizle birlikte şehadet şerbeti içmek vardır bizimde yazgımızda,

Hanife Fendoğlu gibi, geliniz, kızız ve dahi yâriz; bembeyaz ellerimiz al kanımızla boyanır bir nisan yağmurunda,

Mürüvvet Kekilli’yiz, bülbül sesimiz yankılanır semalarda, Ülkücü şehit olur, yazılır adımızda, kalır bir hoş seda duvarlarınızda…

Ve 15 Temmuz kahpe pususunda, Şehit Özel Harekâtçı polislerimiz arasında bulunan Demet Sezen, Gülşah Güler ve 2 çocuk annesi Sevda Güngör’de;

96 yıl önce düşman karargâhının on adım önünde şehit düşen Tayyar Rahmi’ye Hanım kadar cesur ve korkusuzdu.

Bu iman ve güçle tekrar diyoruz ki;

Bizler Asena’yız, kuşatmalarda kalkan, teşkilatımızda cevval bir yürek, aklımızla, fikrimizle bazen yol başçı, bazen bir neferiz davamızda…

Tarihten ve gözlerinizdeki ışıktan aldığım güç ve umutla diyorum ki; bizler yani vatanına âşık Ülkücüler varsak farklı olacak, bizler yani Asenalar varsak her şey daha güzel olacak,

Bu toplantı vesilesi ile 8 Mart dünya kadınlar günümüz kutlu olsun diyorum.

Allah yar ve Yardımcımız olsun…

Ne Mutlu Türk'üm diyene… 

 

Bize Ulaşın
Ceyhun Atıf Kansu Cad. No:128 06520 Balgat/ANKARA
+90.312.472.55.55 / 3203
+90.312.472.55.55 / 2305
Sosyal Ağ
Milliyetçi Hareket Partisi Kadın Kolları Genel Başkanlığı © 2018